Hızlı Menü

+2
H: +16°
L: +
Adana
Pazartesi, 14 Ocak
7 günlük hava tahminini
Sa Ça Pe Cu Ct Pz
           
+18° +17° +16° +15° +18° +19°
+ + + + + +

Velilere Öneriler

SINAVA HAZIRLIK SÜRECİNDE
VELİLERİN YAŞADIĞI SORUNLAR
VE ÇOCUKLARINA VEREBİLECEKLERİ
PSİKOLOJİK DESTEK

Sınava hazırlık sürecinde hem sınava hazırlanan üniversite adayı hem de aile sonucun belirsizliğinden kaynaklanan yoğun bir kaygı yaşamaktalar. Bu kaygıyı sık sık birbirlerine yansıtmakta ve ilişkiler önemli oranda bu durumdan zarar görmektedir. Bu konuda öğrenciler anne ve babalarını, veliler de çocuklarını sürekli şikayet eder hale gelmektedirler. 

ANNE-BABA OLARAK KABUL ETMEMİZ GEREKENLER

• Çocuklarımızın sahibi değiliz, sadece anne ya da babasıyız. Onlar dünyaya gelmeden önce sorumluluklarımızı bilip kabul ettik. Birbirimizi seçme şansımız yoktu.
• Onların yetişkinliğe neredeyse erdiğini ve birer birey olduklarını, kendileriyle ilgili kararları verebileceklerini kabul etmeliyiz.
• Onları çocuk olarak algılayıp büyüdüklerini kabullenmediğimiz sürece, çocuk olarak yaşamlarına devam ederler. Yetişkin olarak algıladığımız oranda olgunlaşırlar.
• Ancak onları kafamızdaki yetişkin kalıbına sokmaya çalışmak bizlerden uzaklaşmalarından başka bir işe yaramaz.
 
SINAVA HAZIRLIK SÜRECİNDE GÖZLENEN YANLIŞ ANNE- BABA TUTUMLARI

Rehberlik Birimi olarak sınava hazırlık sürecinde son yıllarda anne ve babalarda gözlenen davranışlarda önemli değişiklikler gözlenmektedir. Örneğin tek basamaklı sisteme geçildiği yıl olan 1999’dan itibaren hem öğrenci hem de velide gözlenen kaygı kaynaklı davranışlar artmıştır. Buna bağlı olarak bazı veliler Rehber Öğretmenlerden çocuklarına anne babalık yapmasını isterken, kendileri de çocuklarına öğretmen gibi davranmaya çalışmaktadırlar. Bu konuyu biraz örneklendirmek daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Örneğin Rehberlik Birimine gelen velilerden bazı örnek ifadeler:

• "Oğlumun bir kız arkadaşı var. Ona çok zaman ayırıyor ve dikkati dağılıyor, telefonda sürekli onunla konuşuyor. Lütfen söyleyin kız arkadaşını bıraksın.”
• "Oğlumu bilgisayarın başından alamıyorum. Lütfen söyleyin bilgisayarını odasından çıkarsın”
• "Çocuğum uyku ve yemek düzenine dikkat etmiyor. Bu konuda uyarır mısınız.”
• "Kızım odasını hiç toplamıyor, evde çok dağınık, bu konuda uyarır mısınız”
gibi daha bir çok örnek verilebilir.

Velinin öğretmenlik rolü takınmasına gelince. Burada da öğrenciden gelen ifadelere yer verelim:
• "Babam sınav sonuç analizimi alıp sınav yorumu yapmaya çalışıyor. Ancak sınav sistemini iyi bilmediğinden 2. bölümdeki tüm sorulara neden yanıt vermediğim konusunda beni eleştiriyor.”
• "Babam sınav sonucuma bakarken başarı sırama değil sürekli puanıma göre başarımı yorumlamaya çalışıyor. Oysa her deneme sınavının farklı bir ortalaması var. Ama bir türlü anlatamıyorum.”
• "Annem gazete ve dergilerdeki sınavla ilgili haberleri kesip kesip önüme koyuyor. Bu bilgiler en doğru şekilde zaten dershanede bize aktarılıyor ama beni anlamıyor.”
• "Ben test çözerken annem ya da babam başıma dikilip süre tutuyorlar. Sabit zamanda çözdüğüm soru sayısını ölçmeye çalışıyorlar. Bu durum beni çok geriyor.”
• "Annem ya da babam her gün kaç soru çözdüğümü öğrenmeden uyuyamıyorlar.”
• "Babam bana ders çalışma programı yaptı ve bunu uygulayıp uygulamadığımı kontrol etmeye çalışıyor. Yeter artık”
gibi ifadeleri de çoğaltmak mümkün.
Sınava hazırlık sürecinde tipik anne baba davranışlarını şöyle sıralayabiliriz:
• Çocuğu ile ilgili tüm sorumlulukları üstlenip okul ödevleri için kütüphanelerde araştırma yapan, ÖSS başvuru formunu çocuğu yerine kendisi dolduran, mümkün olsa onun yerine sınava girecek olan, "hiçbir iş yaptırmıyorum, hiçbir şeyini eksik etmiyorum, suyunu bile ayağına götürüyorum” diyen, hemen hemen tüm derslerde özel ders desteği sağlayan "koruyucu” aile modeli.
• Çocuğuna kaldıramayacağı derecede sorumluluk yükleyen, okul sonrası evde birçok işten sorumlu tutan( kardeşinin bakımından veya kardeşinin derslerinden sorumlu olma, misafir ağırlama, babaya iş yerinde yardımcı olmakla sorumlu olmak gibi), yani "aşırı sorumluluk yükleyen” aile modeli.
• Çocuğunun her davranışını "sorgulayan ve yargılayan” aile modeli . Yani "Sınavın nasıl geçti?” yerine "kaç yanlışın var, arkadaşın kaç puan aldı, senden yüksek alan kaç kişi var?” sorularını öncelikli soran aileler bu gruba girmektedirler.
• Çocuğun tüm yaşamını belirleyen ve planlayan "müdahaleci” aile modeli. Yani çocuğuna çalışma programı yapan, sürekli "ders çalış” diyen, hangi bölümü tercih edeceğini belirleyen aileler.
• Çocuğun geleceği konusunda aşırı kaygı duyan ve kaygısını çocuğuna fazlasıyla yansıtan "kaygılı” aile modeli.
• Sınava hazırlı sürecinde olağanüstü bir durum varmış gibi "olağanüstü iyi davranan” aile modeli. Yani bir yıl boyunca eve misafir kabul etmeyen, seyahat programı yapmayan, çocuğunun salonda ders çalışmasına izin verip bir yıl boyunca hiç TV izlemeyen, hatta fazla konuşmayan, çocuğuna adeta steril bir ortam yaratan aileler bu gruba dahildir.

Başarının özünde sorumluluk ve özgüven duygusu vardır. Özgüven, sorumlulukları alıp başarıyla yerine getirmekle oluşur. Sorumluluk vermede ölçü iyi belirlenmelidir. Gençlere verilebilecek en ideal sorumluluk, kendi geleceğinin belirleyiciliğini üstlenme sorumluluğudur. Ne yazık ki, sorumluluk bilinci olmayan öğrenciye lise son sınıf aşamasında yapılacak fazla bir şey kalmamıştır. 

SINAVA HAZIRLANAN ÖĞRENCİNİN PSİKOLOJİSİ

Borçluluk duygusu: Sınava hazırlanan öğrencilerin önemli bir kısmı kendilerine ailelerine ve yakın çevrelerine karşı borçlu hissederler. "Ailem büyük özveri göstererek beni dershaneye gönderdi, her konuda bana destek oldu. Kendimi onlara karşı borçlu hissediyorum. Ben bu borcu nasıl öderim? Üniversiteye girersem öderim. Ama ya üniversiteye giremezsem. Ailemin ve yakın çevremin yüzüne bakamam ve çok utanırım.” Şeklinde düşünen öğrenci oranımız oldukça yüksektir.
Alternatifsizlik: Bazı öğrenciler mutlu olmanın ve ekonomik bağımsızlığın tek yolunun üniversite olduğunu düşünmektedirler. Hal böyle olunca "bu yıl üniversiteye girmek zorundayım, üniversiteye giremezsem mahvolurum, biterim” gibi ifadeleri sıkça kullanmaktadırlar.
Şüpheler: Yine bazı öğrencilerimizin "üniversiteye giremezsem zihinsel becerilerim konusunda şüpheye düşerim” gibi ifadelerine de rastlamaktayız.
Değer kaygısı: Sınava hazırlanan öğrencilerin bir bölümünde ise "üniversiteye girersem toplumda kendimi daha değerli hissederim, ama ya giremezsem…” ifadesi öğrencinin hedefine ulaşamaması durumunda sosyal anlamda değer kaybına uğrayacağını düşünmesi oldukça düşündürücü bir durumdur.
Yakın çevre: Hazırlık aşamasında öğrencilerin önemli bir bölümü "yakın çevremde herkes sadece başarımla ilgileniyor, ailem, akrabalarım, arkadaşlarım, öğretmenlerim sadece aldığım puanlarla ilgileniyorlar. Bu durum beni çok rahatsız ediyor” şeklinde yakınmaktadırlar.
 
SINAVA HAZIRLIK SÜRECİNDE YAŞANAN SORUNLAR

İletişim kazaları: Sınava hazırlık sürecinde anne ve babaların en sık yakınmalarından biri "ne söylesek kabahat, çocuğumuzu gergin ve yorgun gördüğümüz zaman kendini bu kadar hırpalama, dünyanın sonu değil, eğer olmazsa önümüzdeki yıl hazırlanma olanağını sana sunacağız dediğimizde çocuğumuz kendisinden umudu kestiğimiz konusunda bizi suçluyor. Sana güveniyoruz, başaracaksın biliyoruz dediğimizde ise benden ne kadar çok şey bekliyorsunuz, herkes benden bir şeyler bekliyor, bu kadar beklentiyi nasıl karşılayabilirim, of çok gerildim şeklinde sürekli yakınıyor. Nasıl davranacağımızı bilemiyoruz” yakınmasıdır. Yani öğrenci ile anne babanın bir birlerini yanlış anlama eğilimi bu dönemde artar.

Aşırı duyarlılık(tepkisellik veya alınganlık): Bu dönemde kız öğrencilerde alınganlık, kolay ağlama, odasına kanpanma, içedönüklük; erkek öğrencilerde ise kolay öfkelenme, agresif davranışlara sık rastlanmaktadır.

Velinin kaygısının yansımaları: Öğrencinin sürekli aynı tempoda çalışması oldukça zordur. Öğrencinin zaman zaman ders çalışma motivasyonunun düşmesi velilerin ders çalışma sistemine müdahale etmelerine neden olmaktadır. Bu müdahaleler öğrenci tarafından sert tepkilere veya hiç çalışmamak gibi pasif tepkilere neden olmaktadır. Ayrıca sınava kısa bir süre kala velilerin de kaygısı artmakta bazen bu kaygıyı yüz ifadelerine bile yansıtmaktadırlar. Bazı öğrenciler "annemle konuştuk artık kaygılanmama neden olacak ifadeleri hiç kullanmıyor. Ama fark eden bir şey yok, onun yüzüne baktığında kaygıyı rahatlıkla görebiliyorum” demektedirler.

Deneme sınavlarının sonunda velinin yorumu: Dershanede yapılan deneme sınavlarının sonuçlarının analiz edilip ayrıntılı yorumlanması önemli bir konudur. Ancak bu, Rehberlik Biriminin alanına giren bir konudur. Her deneme sınavının ortalaması, her deneme sınavında her bir dersin net ortalaması farklıdır. Öğrencinin sonuçlarını doğrudan puan ve net olarak bir öncekiyle karşılaştırmak yanlış yorumlara gitmektir. Ailenin bu konuda Rehberlik Birimiyle iletişim kurması daha doğru olacaktır.

• Meslek seçimine müdahaleler: Ülkemizde sağlam ekonomik temellerin olmayışı, toplumda da ekonomik açıdan adeta bir panik durumu yaşanmaktadır. Her aile çocuğu için rahat ve mutlu bir gelecek hayal etmektedir. Ancak çocuğunuz ileride seçeceği eşi gibi, mesleğini de özgür iradesiyle seçmelidir. İleride çocuğunuz meslek yaşamında yaşadığı en küçük bir sorunun sonunda size "bu mesleği sizin yönlendirmenizle seçtim, sizin yüzünüzden mutsuzum ve bunun ne yazık ki, geri dönüşü de yok” gibi bir ifade kullandığında kendiniz hiçbir zaman affedemeyebilirsiniz ve çok üzülebilirsiniz.

 NE YAPMALIYIZ?
 
*Olağanüstü davranmayın. 
*Sorumluluk verin.
*Gençlik döneminde olduğunu unutmayın. 
*Eleştirilmesi gereken durumlarda eleştirin, ancak yargılayıcı olmayın.
*”Ya olmazsa?” sorusunu birlikte yanıtlayın.
*”Okursan hem kendini hem de bizi kurtarırsın” türünde kahramanlık rolleri yüklemeyin .
*Huzurlu bir ortam yaratın.
*Ders çalışma davranışını önemseyin.
*Yasaklamak yerine kısıtlamalar getirin.
*Anlaşma yapın.
*Güven ifadeleri kullanın.
*Üstün beklentiler oluşturmayın.
*Hazıra alıştırmayın. 
*Karşılaştırmalardan uzak durun.
*Fedakarlıkları yüzüne vurmayın.
*Sınavı stresini kullanmasına izin vermeyin.
*Sınav yaşamın en önemli olayı olmadığını hatırlatın.
 
SINAVA KISA BİR SÜRE KALA

*Kitle iletişim araçlarından uzak durun: Sınava bir hafta veya on gün kala genellikle tüm gazeteler, televizyon kanallarında sadece bu konu işlenmekte; sınava yönelik, bilimselliğin tamamen dışına çıkan abartılmış öneriler verilmektedir.
 
*Sınav öncesi "iyi dilek” telefonları için önlem alın: Sınava bir gün kala yakın çevredeki birçok kişi özellikle aile büyükleri, akrabalar iyi niyetle, öğrencilere başarı dilemek amacıyla telefon etme gereksinimi duymaktadır. Ancak iyi niyetle yapılan bu girişim genelde sınava girecek öğrencide ne yazık ki negatif bir etki yaratmaktadır. 

*Mümkünse sınava yalnız gitsin: Daha önce de söz ettiğimiz gibi olağan üstü bir durum varmış gibi tüm aile bireyleriyle sınava gitmek üzere yola çıkmak, ulaşım aşamasında öğrenciye sürekli "sakın heyecanlanma, sakin ol, soruları dikkatli oku, yanlış yapmamaya özen göster, zamanını boşa harcama, al şu şekeri de ye” gibi önerilerde bulunmak, durumu zora sokmaktan başka işe yaramaz. 

*Rehberlik Birimiyle iletişim halinde olun: Sınava hazırlık sürecinde birçok zorlu dönem, sorun, kaygı ile karşılaşabilirsiniz. Bunları aşmanıza yardımcı olabilmemiz için bizimle iletişim halinde olmanız, sorunları gecikmeden bize getirmeniz problemlerin çözümünü kolaylaştıracaktır.


Yandex.Metrica